Uzmanından uyarı: Çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu göz ardı edilmemeli

27.06.2022 12:33 Haber Deposu: İHA Psikolog İrem Naz Kırım, daha oldukça çocuklarda görülen dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu hakkında uyarılarda bulunmuş oldu.
Erkeklerde daha çok görülüyor
DEHB’nin erkeklerde kızlara oranla 3 kat daha çok görüldüğünü dile getiren Psikolog İrem Naz Kırım, “Çocuklukta görülme sıklığı yüzde 8, ergenlikte yüzde 6 ve erişkinlikte yüzde 4’tür. Erkeklerde kızlara oranla 3 kat daha çok görülür. Erkeklerde daha oldukça hiperaktivite ve dürtüsellik tipi görülürken, kızlarda dikkat eksikliği görülme sıklığı daha fazladır. Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun niçin olduğu tam olarak bilinmese de, hamilelik ve doğumda yaşanmış olan zorluklar, yetersiz beslenme ve aşırı şeker alınımı, genetik ve çevresel faktörler, bilhassa dopaminin salınımında yaşanmış olan problemler ve prefrontal korteksteki zayıflamanın DEHB’in oluşmasında etkili olduğu düşünülmektedir” diye konuştu. Bu emarelere dikkat
DEHB’in 3 ayrı türü bulunduğunun altını çizen Psikolog İrem Naz Kırım dikkat eksikliğinin baskın olduğu tip, hiperaktivite ve dürtüselliğin baskın olduğu tip ve her iki türün de birleşiminden oluşan birleşik tip bulunduğunu söylemiş oldu. Psikolog Kırım DEHB’nin 3 ayrı türü hakkında şu detayları paylaştı:
“Dikkat Eksikliği Baskın Tipinde: Belirli bir işe ya da oyuna dikkatini vermekte zorlanma, dikkati kolayca dağılması, dikkatsizce hatalar yapma, başladığı işi bitirememe, kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş benzer biçimde görünme, vazife ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanma, yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan kaçınma (ev ödevi, okul aktiviteleri benzer biçimde), etkinlikler için ihtiyaç duyulan eşyaları yitirme, günlük etkinliklerde unutkanlık benzer biçimde durumunda dikkat eksikliği olabileceği düşünülür.
Dürtüsellik ve Aşırı Hareketlilik Baskın Tipinde: Aşırı hareketlilik, kişinin, yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayacak şekilde hareketli olmasıdır. Eli ayağının kıpır kıpır olması, oturmuş olduğu yerde duramaması, gereksiz yere sağa sola koşturup eşyalara tırmanması, sakince oynamakta zorlanması, oldukça hitabı benzer biçimde emarelerle kendini gösterir. Dürtüsellik ise kişinin kendini denetim etmede mesele yaşamasıdır. Kişinin telaşlı olması, sorulan suali tam dinleyemeden cevap vermesi, isteklerini erteleyememesi, aklına geleni o anda söylemesi, sık sık söz kesmesi, izinsiz hareket etmesi, düşündüğünü derhal yapmak istemesi, sırasını beklemekte güçlük çekmesi benzer biçimde emarelerle kendini gösterir. Bir çocuğun dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşaması için bu belirtilerin birçoğunu minimum 6 aydır, birden fazla ortamda görülüyor olması ve bozulmaya yol açan bazı emareler 7 yaşından ilkin de görülmeye başlamalıdır. Ek olarak bu emareler başka bir hastalıkla ilişkilendirilmemelidir.”
Yaramazlık ve şımarıklık zannedilmemeli
DEHB’ye çoğunlukla öteki hastalıkların da eşlik ettiğini vurgulayan Psikolog İrem Naz Kırım, “Bilhassa Davranış Bozukluğu, Karşı Olma-Karşı Gelme Bozukluğu, Özgül Öğrenme Güçlüğü, Çocukluk Depresyonu ve Çocukluk Anksiyetesi görülebilir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklar, yetişkinler tarafınca “şımarıklık, ilgi çekmek için yapılıyor, yaramazlık, tembellik, saygısızlık, umursamazlık” olarak eleştirilse de çocuklar bu tarz şeyleri isteyerek yapmazlar. Aileler bu şekilde emareler gösterdiklerinde evladı yargılamak yerine ilk adım olarak bir uzmana başvurmalıdır” şeklinde konuştu.
Uzman görüşü mühim
DEHB’nin tedavi yöntemlerine de değinen Psikolog İrem Naz Kırım, “Psikolog DEHB’den şüphelenen çocuklarla ilgilenen kişilerle görüşerek hem aile hem çocuk hakkında data alır. Eğer öğretmeni var ise derslik gözlemi için iletişime geçebilir. Zeka testi, dikkat testleri benzer biçimde testlerden geçtikten sonrasında ön tanı ile aileyi Çocuk Psikiyatriye yönlendirir. Tanı alırsa, çocuğun Ulusal Eğitim Bakanlığı tarafınca düzenlenmiş okuldaki haklarından yararlanması için rapor hazırlanmış olur ve böylece süreci adım atar. Psikolog bu süreçte hem çocukla hem aile ve öğretmen işbirliğiyle psikososyal destek vermeye ve beceri geliştirmesine destek olmaya adım atar. Aileyi süreç hakkında bilgilendirir, öğretmenle ortaklık yaparak çocuk güçlendirilir. Çocuk psikiyatrisi ise lüzumlu görürse medikal tedavisine adım atar ve takibini yapar. Bazı aileler ilaç kullanımını uygun bulmayabilir sadece bilmelilerdir ki medikal tedavinin verilmemesi, verilmesinden daha çok zarar vermektedir” diyerek sözlerini noktaladı.
 

Son Dakika Haberler